|
Kirazın Ana Vatanı Giresun
Kirazın bilimsel adı Cerasus avium
(L.) olup buna Türkçe'de “Kuş Kirazı” denilmektedir.
Kiraz, vişne, idris, elmanın, kaysının, eriğin, armudun, gül ve alıcın
da dahil olduğu Rosaceae (Gülgiller) familyasına bağlı, çok yıllık ve
ağaç formunda bir bitkidir.
Vişne ve İdris'in dışında ki tüm kiraz çeşitleri Cerasus avium ‘un bir
ırkıdır. Kirazın anavatanı Kuzey Anadolu ve Güney Kafkasya olarak
bilinmekte olup ismini Latince olan Cherasus (Okunuşu Serasus) yani
GİRESUN ilimizden almaktadır.
Kirazın dünyaya bu Giresun ve çevresinden M.Ö. 64 yılında Romalı komutan
Lucullus tarafından götürüldüğü ve oradan da tüm dünyaya dağıldığı
bilinmektedir. Kirazın Faydalı Organları Kirazın sadece meyvesi değil,
kökleri, kerestesi, kabuğu, zamkı, yaprakları, çiçekleri, çekirdeği ve
meyve sapları da insanlar tarafından kullanılmaktadır.
Kiraz esas olarak meyvelerinin taze ve kurutulmuş olarak tüketilmeleri
ile ayrıca, reçel, yemek, konserve ve dondurulmuş gıda olarak soframızda
yerini almaktadır. Diğer taraftan dünyanın en kaliteli mobilyası kiraz
kerestesinden, en kaliteli piposu kiraz kökünden yapıldığı
bilinmektedir.
Kiraz gövdesinden çıkan zamkların şapka yapımında, tıbbi ve kırtasiye
amaçlı kullanılmaktadır. Kiraz ağacının kabuğu, yaprakları, çiçekleri,
meyveleri, meyve sapı ve çekirdekleri ise doğal tıbbi amaçlı insan ve
hayvan tedavisinde kullanıldığı ve bu konuda bir çok reçetenin olduğu
bilinmektedir.
Kiraz Meyvesinin Faydaları İdrar söktürücü özelliği ile böbreklerin
dostu olan kiraz, vücutta biriken zahirli maddelerin karaciğer ve böbrek
yoluyla dışarı atılmasını sağlıyor. Bu sayede yaş olarak tüketilen kiraz
meyvesi ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için
romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin
tedavisinde de kullanılıyor.
Kiraz meyvesinde bulunan kinik asit ile böbreklerin taş ve kum yapmasını
önlediği ve varsa zamanla döktüğü, ayrıca safra kesesi taşınını
dökülmesine de yardımcı olduğu bilinmektedir. İdrar söktürücü özelliği
dolayısı ile vücuttaki fazla suyun atılmasına yardımcı olduğu ve bu
şekilde zayıflamaya da yardımcı olduğu bilinmektedir.
Kirazın bir diğer önemli özelliği
peklik (Kabızlık) giderici olmasıdır. Bu konuda halk arasında söylene
bir söz oldukça dikkat çekicidir. Kiraz dermiş ki; “Arkamdan dut
gelmese, ben yapacağımı bilirim”. Yani dutun meyvesi de kirazın tam
tersi ishali önlemekte ya da peklik yapmaktadır.
Özellikle bayat yenilen yemeklerin, pastırma, sucuk gibi gıdaların
zararlarını önleyen kiraz, aynı zamanda kandaki zararlı maddelerin
vücuttan atılmasını ve kanın temizlenmesini, yüzde oluşan sivilcelerin
giderilmesini de sağlamaktadır.
Kiraz suyunun yüz ve boyun kısımlarına sürülmesinin derideki bir takım
kırışıklıkları önlediği ve giderdiği de belirtiliyor. Karaciğerin dostu
olan kiraz meyvesi; hastalıklar sonucunda fazla ilaç tüketimi, nikotinin
vücuttan atılması ve zehirlenmeler sonucu zorlanan karaciğerin yükünü
hafifleterek iyileşmesine yardım ediyor.
Yani karaciğer enzimlerinin normal seviyesine inmesinde önemli
yardımları oluyor. Karaciğer zamanla normale dönüyor ve safra salgısı
artıyor. Böylece sindirim gücünü arttırıyor.
Kirazda bulunan levüloz adlı şeker kolay sindirilebildiği için, şeker
hastaları hiçbir tehlike oluşmadan kiraz yiyebiliyor. Ayrıca içerdiği
madensel tuzlar ve vitaminler nedeniyle hastalıklara karşı dayanıklılığı
arttırıyor. Yapısındaki bol fosforuyla sinirleri kuvvetlendirerek
sakinlik sağlıyor. A vitamininin önemli bir kaynağı olan karoteni içeren
kiraz, aynı zamanda gözlerin de dostudur
|